
Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) işbirliğinde “I. Dünya Savaşı’ndan Lozan Barışı’na Trabzon” konulu uluslararası sempozyum düzenleniyor. Sempozyumda, bölgedeki Rus işgaline Rusya'dan bakış, Rus arşiv ve belgelerine dayalı olarak değerlendirilecek.
Uzun yıllardır açık olmayan Rus arşivlerinin kısa süreli de olsa açıldığı dönemde incelenen Rus arşiv belgelerinin bir kısmı, ilk defa bu sempozyumla kamuoyuyla paylaşılacak. 24 Şubat tarihinde KTÜ Prof. Dr. Osman Turan Kültür Merkezi'nde yapılacak sempozyumun açılışında, Rus askeri arşivlerinden elde edilen ve Türkiye'de ilk defa yayınlanacak olan “Rus Askeri Film Arşivi Kayıtlarına Göre I. Dünya Savaşı ve Trabzon” konulu görsel sunu ve KTÜ Devlet Konservatuarı tarafından “Muhacirlik Türküleri” konseri gerçekleştirilecek.
Sempozyumun 1. oturumunun başkanlığını Prof. Dr. Temuçin Faik Ertan yapacak. Bu oturumda Prof. Dr. Süleyman Beyoğlu, “I. Dünya Savaşı Yıllarında Trabzon”, Doç. Dr. Apollinaria Avrutina, “20. Yüzyıl Başındaki Trabzon ve Çevrelerine Rus İmparatorluğu’ndan Bakış”, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Karaçavuş, “I. Dünya Savaşı’nda Trabzon’da Ermeni Faaliyetleri” başlıklı bildirilerini sunacaklar. Başkanlığını Prof. Dr. Musa Kasımlı’nın yapacağı 2. oturumun konuşmacıları ve sunum başlıkları ise şöyle: Prof. Dr. Mesut Çapa, “I. Dünya Savaşı Sonlarında Trabzon”, Prof. Dr. Enis Şahin, “Trabzon’un Rus İşgalinden Kurtuluşu Sırasındaki Askeri ve Siyasi Gelişmeler”, Prof. Dr. İbrahim Ethem Atnur, “I. Dünya Savaşı Yıllarında Trabzon’dan Müslüman Göçü: Rus İşgalinden Zorunlu Göçe.”
Sempozyumun 3. Oturumu, Prof. Dr. Mesut Çapa başkanlığında yapılacak. Bu oturumda Doç. Dr. Murat Küçükuğurlu’nun “Kurtuluştan Sonra Trabzon Şehri”, Prof. Dr. Musa Kasımlı’nın “Sovyet-Türkiye İlişkilerinde Trabzon ve Kars’taki Azerbaycanlı İhtilal Aleyhine Güçler Meselesi (1921-1922)”, Prof. Dr. Elfine Sibgatullina’nın “Rus Arşiv ve Basınına Göre 1914-1923 Yılları Türkiye’sinin Karadeniz Bölgesi”, Yrd. Doç. Dr. Rahmi Çiçek’in, “Milli Mücadele Döneminde Trabzon’da Yerel Yönetim” konulu bildirileri tartışılacak. 4. oturumun başkanlığını Prof. Dr. Süleyman Beyoğlu yapacak. Bu oturumda Prof. Dr. Temuçin Faik Ertan, “Mustafa Suphi’nin Trabzon’a Gelişi”, Yrd. Doç. Dr. İsmail Akbal, “I. TBMM’de Kadük Kalan Bir Kanun: Men’i Müskirat Kanunu”, Prof. Dr. Sadık Sarısaman, “Ali Şükrü Bey’in Öldürülmesi ve Yankıları” konulu bildirilerini sunacaklar.
Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Cezmi Eraslan'ın yöneteceği Değerlendirme ve Kapanış Oturumu'nda ise Prof. Dr. Hikmet Öksüz, Prof. Dr. Mesut Çapa, Prof. Dr. Süleyman Beyoğlu görüşlerini paylaşacak.


Dünya
Gül’den Obama’ya terörle mücadele baskısı
NATO zirvesi vesilesiyle bulunduğu Chicago’da ABD Başkanı Barack Obama ile yarım saaatlik bir görüşme yapan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’ye silahlı insansız hava aracı (İHA) satışının kolaylaştırılması yönünde baskı y
Devamı...
Güncel
Cihan Haber Ajansı Ön Gündemi
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ABD ziyareti takip ediliyor.
Devamı...
Güncel
Tramvay rayı ayak kırdı (Özel)
Beyoğlu İstiklal Caddesin’de görünmez kaza, genç bir kadının ayağını kırmasıyla sonuçlandı.
Devamı...
Ekonomi
Gündoğdu toplu görüşmede alınan kararı açıkladı: Yok yok yok
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, ''Kamu İşveren Heyeti'nin getirdiği yeni teklif 2012 için 3,5- 4, 2013 için bir yenilik yok, ek ödeme yok, eş yardımında artış yok, taban aylığa zam yok, 4-C'liye yüzdelik zam yok, emekliye zam yo
Devamı...
Ukrayna lideri Yanukoviç, Cumhurbaşkanı Gül ile görüştü
ABD'nin Chicago şehrinde düzenlenen NATO zirvesine katılan Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç, toplantıda yer alan bazı liderlerle ikili görüşmeler yaptı.
Tramvay rayı ayak kırdı (Özel)
Beyoğlu İstiklal Caddesin’de görünmez kaza, genç bir kadının ayağını kırmasıyla sonuçlandı.
Gül, Obama'dan İHA’ların satışı konusunda destek istedi
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, NATO zirvesi çerçevesinde ABD Başkanı Barack Obama ile görüşmede, Türkiye'nin terörle mücadele konusunda ABD'den taleplerini gündeme getirdi.
Hz. Ömer hançerlendiği sabah ben ayaktaydım. O'nunla -yani Hz. Ömer'le- benim aramda sadece Abdullah İbnu Abbas (ra) vardı, iki saf arasından geçince, arada durup bakmıştı. Bir boşluk gördü ve "Safları düz tütün" dedi. Saflarda herhangi bir boşluk kalmayınca öne geçip tekbir getirerek namaza başladı, ilk rek'atte cemaat toplanıncaya kadar, muhtemelen Yusuf veya Nahi suresini veya bunlara mümasil bir süre okudu. (Rüküye gitmek üzere) tekbir getirmişti ki, hançerlendiği sırada "Köpek beni öldürdü" veya "...yedi" diye bir ses işittim. el-Ilc (mel'unu), iki ağızlı bir bıçak elinde olduğu halde (kapıya doğru) fırladı, sağında solunda kime rastladı ise hançer sapladı. O gün cemaatten tam on üç kişi yaralamıştı. Bunlardan dokuzu derhal öldü. Bir rivayete göre yedi kişi ölmüştür. Bu durumu gören Müslümanlardan biri, herifin üzerine bir bürnus attı. el-Ilc yakalandığını zannederek bıçağı kendisine saplayıp intihar etti. Hz. Ömer (ra), Abdurrahman İbnu Avf (ra)'ı tutup öne geçirdi. Ömer'in arkasındakiler de benim gördüklerimi gördüler. Mescidin yan tarafındakiler, olup biten ne idi anlayamamışlardı. Ancak onlar, "sübhanallah, sübhanallah" diyen Hz. Ömer'in sesini duyuyorlardı. Abdurrahman cemaate namazı kısa bir şekilde kıldırıp tamamlattı. Cemaat namazdan çıkınca Hz. Ömer (radıyallahu anh): "Ey İbnu Abbas, bak beni kim öldürdü!" dedi. (İbnu Abbas) bir müddet dolaşıp döndü ve: "Muğire İbnu Şu'be'nin kölesi" dedi. Hz. Ömer (ra): "Allah canını alsın. Ben ona iyilik emretmiştim" dedi ve ilave etti: "ölümümü Müslümanlardan birinin eliyle yapmayan Allah'a hamdolsun. Sen ve baban, Medine'de el-Ilc'ların (İranlı kölelerin) çoğalmasını severdiniz." (Bu söz İbnu Abbas (ra)'ya idi) çünkü en çok köle Abbas (ra)'da vardı, İbnu Abbas (ra): "Dilerseniz yapayım -yani isterseniz onların hepsini öldürelim-" dedi. Hz. Ömer (ra): "Hayır, sizin dilinizle konuşmalarından, kıblenize müteveccih namaz kılmalarından, haccmizla haccetmelerinden sonra hayır!" dedi. Sonra evine taşındı. Onunla bizde gittik. Sanki insanlara o güne kadar hiç musibet gelmemişti. Birisi: "Korkarım ölecek!" bir diğeri: "Bir şeyi yok" diyordu. Nebiz (hurma şırası) getirildi, ondan biraz içti. Bu, karnındaki yaradan geri çıktı. Sonra süt getirildi, ondan da içti. O da yarasından geri çıktı, iyice anlaşılmıştı, Ömer (ra) ölecekti. Halk gelip kendisine senada bulunuyordu. Bir genç geldi: "Ey müzminlerin emiri, Allah'ın müjdesiyle sizi müjdeliyorum. Resulullah (sav)'la sohbetiniz var, bildiğiniz gibi İslama geçmiş hizmetleriniz var. Sonra başa geçtiniz ve adaletli oldunuz ve sonunda şehadet!" dedi. Hz. Ömer (büyük bir tevazu ile): "Bütün bunların (günahlarımı karşılayabilmesini, Allah'ın huzurunda) başa baş yeterli olmasını ne kadar isterim" diye cevapladı. Genç geri dönünce, izarının yere değmekte olduğunu gördü. "Onu bana çağırın" dedi (ve gelince): "Ey kardeşimin oğlu, giysini kaldır, öyle yapman giysini daha temiz kılar, Rabbine karşı muttaki ol!" dedi. Sonra bana yönelerek: "Ey Abdullah, araştır bakalım üzerimde ne kadar borç var!" dedi. Hesapladılar, seksen altı bin dirhem kadar borcu olduğu anlaşıldı. "Ömer ailesinin malı yeterse, bunu onların malından ödeyin. Yetmezse Beni Adiyy İbnu Ka'b'ın malından iste. Onlann malı da yetmezse Kureyş'in malından iste. Kureyş'ten başkasına gitme. Bana bedel bu malı öde. Mü'minlerin annesi Aişe (ra)'ye git ve: "Ömer sana selam ediyor", de. Sakın mü'minlerin emiri deme, bugün artık ben mü'minlerin emiri değilim" De ki: "Ömer İbnu'l-Hattab iki arkadaşıyla birlikte gömülmek için senden izin istiyor." Abdullah der ki: "İzin istedim, selam verip girdim. Hz. Aişe (ra) ağlıyordu. "Ömer sana selam ediyor, iki arkadaşının yanında gömülmek için izin istiyor" dedim. Hz. Aişe: "Onu ben kendim için düşünüyordum. Fakat Ömer'i bugün kendime tercih ediyorum" cevabını verdi. Geri dönünce Ömer'e: "İşte Abdullah İbnu Ömer geldi!" denildi. Hz. Ömer (ra): "Ne haber getirdin?" dedi. "İstediğiniz oldu, Hz, Aişe izin verdi" denilince: "Elhamdülillah" dedi, "nazarımda bundan daha mühim bir şey yoktu." Ruhum kabzedilince beni oraya götürün. (Oraya varınca, Aişe'ye tekrar) selam ver ve: "Ömer izin istiyor!" de. Eğer izin verirse beni içeri alın, eğer beni reddederse, beni Müslümanların mezarlığına götürün." O sırada mü'minlerin annesi Hafsa (ra) geldi. Kadınlar onu örtüyorlardı. Onu görünce kalktık. Ömer'in yanına girdi. Yanında bir müddet ağladı. Erkekler de izin istediler. Onlar için, içerde bir yere girdi, içeriden ağlamasını işitiyorduk. "Ey mü'minlerin emiri, dediler, vasiyet et, yerine birini tayin et!" "Ben, dedi bu işe Resulullah (sav)'ın kendilerinden razı olarak öldüğü şu altı kişiden daha layık birini bilmiyorum, -ve isimlerim saydı: Ali, Osman, Zübeyr, Talha, Abdurrahman İbnu Avf ve Sa'd (ra)." devamla dedi ki: "Size Abdullah İbnu Ömer şehadet ediyor. Onun hilafet işiyle hiçbir ilgisi yok, tıpkı kendisine gelen taziye heyeti gibi. Emirlik, şayet Sa'da isabet ederse, mesele yok. Aksi halde, kim emir olursa ondan istifade etsin. Bilesiniz, ben onu aczi veya hıyaneti sebebiyle azletmedim." Ömer şunu da söyledi: "Benden sonra gelecek halifeye Ensar'ı, Muhacirin'i, bedevileri ve taşra halkını vasiyet ediyorum." Ruhu kabzedilince, onu çıkardık. Yayan (Hz. Aişe'ye kadar) geldik. Abdullah selam verip: "Ömer izin istiyor!" dedi. "Alın içeri!" dedi ve derhal içeri alındı, iki arkadaşıyla birlikte oraya kondu. Defin işinden boşalınca, hilafet hey'eti toplandı. Abdurrahman İbnu Avf (ra): "Seçimin asgari ihtilafla yürümesi için) aranızdan üç kişi seçin!" dedi. Zübeyr (ra): "Ben reyimi Ali (ra)'ye verdim" dedi. Talha (ra) da: "Ben reyimi Osman'a verdim" dedi, Sa'd (ra): "Reyimi ben de Abdurrahman İbnu Avf'a verdim" dedi. Abdurrahman (ra) (Hz. Ali ve Hz. Osman'a yönelerek): "Hanginiz bu işten (halife adaylığından) çekilir, böylece, halifemizi belirleme işini ona bırakırız. Allah ve Müslümanlar onun üzerinde murakıbtır. O da kanaatince en iyi olanı araştıracaktır" dedi. Ancak bu iki şeyh (Hz. Ali ve Hz. Osman (ra) sükut ettiler. Bunun üzerine Abdurrahman onlara: "Seçme işini bana bırakır mısınız? Allah en efdalinizi seçmem hususunda benim üzerimde murakıbdır!" dedi. O ikisi de: "Evet!" dediler. İkisinden birinin (Hz.Ali (ra)'nin elinden tuttu ve: "Senin Resulullah (sav)'a, yakınlığın, İslam'da da kıdemin, (önceliğin) var, bunu biliyorsun. Allah da üzerinde murakıbtır. Kasem ediyorum, seni seçecek olsam mutlaka adaletli olursun, Osman'ı seçecek olsam kesinlikle onu dinleyip itaat edersin." Dedi. Sonra diğerine yönelerek, ona da buna benzer sözler söyledi. Her ikisinden de imsak (yani kesin söz) aldıktan sonra: "Ey Osman kaldır elini!" dedi ve ona biat etti. Ali (ra)'de biat etti. Sonra (kapılar açıldı) Medine halkı da gelip Hz. Osman'a biat etti.
Buhari, Fedailu'l-Ashab 8, Cenaiz 96, Cihad 174, Tefsir, Haşr 5, Ahkam 43, 3
| Takımlar | O | G | B | M | P | ||
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Galatasaray | 6 | 2 | 3 | 1 | 48 | |
| 2 | Fenerbahçe | 6 | 4 | 1 | 1 | 47 | |
| 3 | Trabzonspor | 6 | 1 | 2 | 3 | 33 | |
| 4 | Beşiktaş | 6 | 1 | 2 | 3 | 33 |