Dursunbey'de Aile Yaşantısı

21 Ocak 2012 Cumartesi
Faruk BALCI f_bal.ci@hotmail.com

Dursunbey’deki aile yaşantısı hakkında daha önceleri de yazılar yazıldı. Bizlere düşen görev; Dursunbey’deki aile kurumunun sağlam bir şekilde ayakta kalması, çarpık ilişkilerin azalması, mutlu ve huzurlu bir aile yaşantının gerçekleşmesine katkıda bulunmaktır.

Dursunbey’de kapalı bir toplum ve aile yaşantısı görülmektedir. İlk defa dışarıdan gelenler; geleneklerine bağlı, toplum ve nüfus yapısı bozulmamış bir Dursunbey’i görmektedirler. Genel olarak bu değerlendirme doğru olmakla beraber, Dursunbey aile yaşantısında sıkıntılar da görülmektedir. Bu sıkıntılar sadece Dursunbey için değil, Türkiye genelinde de görülen sorunlardır. Herkes kendi aile yaşantısını düzeltirse bir gün Türk aile yaşantısı da daha iyi bir duruma gelecektir.

Dursunbey’in aile yaşantısı içerisinde en büyük sorunu, aile reisi olan babalar oluşturmaktadır. Kısacası balık baştan kokmaktadır. Bu suçlama karşısında savunma mekanizması gereği hemen karşı cevaplar yükselecektir. “Efendim günümüzün ekonomik şartları sebebiyle” diyerek başlayan savunma mekanizmasını artık kullanmayalım. Ailelerin büyük bir çoğunluğunda aile reisi olan erkek, ailesi ile beraber kaç dakika geçirmektedir. Keşke dolu dolu saatler geçirilebilse! Fakat ne yazık ki dakikalar geçirilmektedir.

Dursunbey’de ailelerde bir günü nasıl yaşanmaktadır? Yazılanlara genel olarak kızacaksınız.  Fakat gerçekte yaşananların, yazılanlar gibi olduğunu herkes te bilmektedir. Sabah eğer okula gidecek öğrencimiz varsa anneler bir gözleri açık, bir gözleri kapalı olarak kalkmaktadır. “Haydi oğlum-kızım kalk giyin okula git”. İlköğretimin ilk beş sınıfında ise, anneler bazen kızarak çocuğuna kahvaltı hazırlamaktadır. Fakat okullarda yaptığımız araştırmalarda, öğrencilerin evlerden kahvaltı yapmadan çıktıklarını tespit etmiş bulunmaktayız. “Çocuk nasıl olsa okul kantinlerinde bir simit ve ayran ile kahvaltısını yapar” düşüncesi ile anneler daha çocuk evden çıkmadan tekrar uyumaya devam etmektedir.

Evin erkeği, eğer memur-işçi gibi sabah erken gitmesi gerekiyorsa, eşler onu bile zorla uğurladıktan sonra güzellik uykularına devam etmektedir. Sabah kahvaltısını yapamadan evden çıkan erkek, doğrudan ya çorbacının yolunu tutmakta ya da simit çay ile kahvaltısını yapmaktadır. Esnafımız ise uyumaya devam edebilir. Onların acelesi yok. Saat 10’a doğru dükkânlarını açıp çalışmaya başlarlar. Hâlbuki günün bereketi sabah ile başlar. Benim babam saat sekizden önce dükkânını açar ve kardeşlerimle beni saat 8’den sonra dükkâna gelecek olursak kovardı. Biz de korkumuza erkenden dükkâna koşmak zorunda kalırdık. “Bir işyerinin bereketi sabah dağıtılır” diyen babam, akşam ezanından sonra da dükkânını kapatırdı. Fakat günümüzde esnafımızın erkenden dükkân açma gibi bir tasası yok. Sabah kaybettiği vakti nasıl olsa gece yarısına kadar dükkânını açık tutarak telafi edeceğini zannetmektedir.

Öğle vakti geldi mi evin erkeği, eve yemeğe gelmezse çok iyi olur. Evde yemek telaşı çıkmayacaktır. Okuldan gelen öğrencinin önüne makarna veya salçalı ekmeği sürüp koydunuz mu, öğle telaşı atlatılmış demektir. Çünkü öğleden sonra komşulara oturmaya gidilecektir. Kadınlar nasıl olsa Dursunbey’de söylendiği gibi “oturmak yaparken” karınlarını doyuracaklardır. Akşam ezanına doğru gezme işini tamamlayan kadınlarımız eve dönerler. Eşler akşam namazı civarı eve geleceklerdir. Çoğu zaman gündüzden hazırladığımız yemeği ısıtarak, eşimizin ve çocuklarımızın önüne koyarız.

Akşam eve gelen erkek çok acele yemeğini bitirmek zorundadır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi aile ile bir tek akşam vakti dakikalar geçirilmektedir. Bu sırada televizyonda haberleri seyreden, yemek yenilirken konuşmayan babalar biran önce kendilerini dışarı atmaya çalışmaktadır. Esnaf ise hemen dükkânına gidecektir. Çünkü biraz sonra arkadaşları gelecek ve gece yarısına kadar derin sohbet (çoğunlukla da dedikodu) yapılacaktır. Lafta para kazanmak için açılan dükkânda akşam yapılan masrafların, elde dilen gelirden karşılanmadığını çoğumuzda bilmekteyiz. Eğer işçi veya memur iseniz, o zaman da kahvehanelere koşarak, kadınlardan çok dedikodu yapmaya başlarız.

Bu sırada evin hanımı da ikinci gezmeyi ayarlamaya çalışmaktadır. Gece oturmasına gidilir ve gidilirken de eğer kız çocuğumuz varsa onu da peşimizden sürükleriz. Erkek çocuğu ise, onu da sokakta arkadaşları ile gezmeye veya internet kafeye göndeririz. Gece gezmesi ayarlayamayanlar çok üzülmezler. Hepimizin yaptığı gibi aptal kutusunun başına geçerek, Türk aile yaşantısını yıkmaya yönelik ne kadar dizi varsa seyrederiz. Gece olduğunda yorgunluktan bitap düşen aile fertleri çoğu zaman birbirlerini görmeden yatıp uyurlar.

İşte bir günümüz böyle geçti. Çocuklar anne ve baba sevgisini bugün de alamadı. Kızacak diye çocuklar, anne ve babasına yapamadığı ödevini sormaya cesaret edemedi. Bizim için kadın ve erkekten çok, çocuklarımızın geleceğinin kaybolmamasıdır. Dışarıda başıboş ve hedefsiz bir şekilde vakit geçiren evlatlarımız, bizim seçmediğimiz ve araştırmadığımız arkadaşlarıyla daha çok vakit geçirmektedir. Bu sırada kötü alışkanlıklar, ahlaksızlıklar ve ufak tefek küçük suçlar öğrenilmek ve uygulanmaktadır.

Bir gün çocuğunuz size dikleştiği, laf söylediği, karşı geldiği zaman hiç ona kızmayınız. Önce suçu kendinizde arayın. Çocuğunuzun geleceği, eğitimi, terbiyesi ile ne kadar ilgilendiniz. Çocuklarınızı ve özellikle kız çocuklarını, ellerinden tutup çarşıya gezmeye çıkarttınız mı? Hayır, bunu asla yapmayız. Özellikle kız çocuğunu gezmeye çıkartan babaların karizmaları çizilir. “Bebek bakıcılığı mı yapıyorsun” diye laf işitiriz.

O zaman nasıl hareket etmeliyiz diye sorarsanız, en kısa cevabım dolu dolu ailenizle saatler geçirin. Sabah beraber kahvaltı yapın. Akşamları artık dükkânlarınızı kapatın. Camilere gidenler erkek çocuklarını da alıp beraber gitsinler. Evde ailenizle beraber vakit geçirin. Televizyon seyrediyorsanız, bizi parçalamaya yönelik programları seyretmeyin. Alışkanlıkları değiştirmek çok zordur. Fakat Türk toplumunun geleceği için, önce bizler kendi aile yaşantımızı değiştirmek zorundayız. Bu konularda yine yazmaya devam edeceğiz. Her defasında bir iki aileyi değiştirebilirsek bu bizim için büyük bir kazanç olacaktır.

Bu haberde sizin de yorumunuz yayınlanabilir! Lütfen üye girişi yaparak bir yorum gönderin.
Yorum gönderebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye Girişi | Üye Ol
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.


Sizce Türkiye'de Başkanlık Sistemi Olmalı mı?


Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim bir hastayı akşam vakti ziyaret ederse onunla mutlaka yetmişbin melek çıkar ve sabaha kadar onun için istiğfarda bulunur, Ona cennette bir bahçe hazırlanır. Kim de hastaya sabahleyin giderse, onunla birlikte yetmişbin melek çıkar, akşam oluncaya kadar ona istiğfarda bulunur, Ona cennette bir bahçe hazırlanır."

Ebu Davud, Cenaiz 7, (3098); Tirmizi, Cenaiz 2, (969); İbnu Mace, Cenaiz 2, (1442)

Dursunbey için namaz vakitleri. İmsak: 03:56 Güneş: 05:42 Öğle: 13:09 İkindi: 17:01 Akşam: 20:24 Yatsı: 22:01 Kıble Saati: 12:10
Takımlar O G B M P
1Galatasaray623148
2Fenerbahçe641147
3Trabzonspor612333
4Beşiktaş612333
Şampiyonlar Ligi
UEFA Kupası
Küme Düşenler
İMKB 100
57.331
DOLAR
1,8235
EURO
2,3180
Cumhuriyet Altını
616,21
Copyright © 2010 Dursunbey.com - Tüm Hakları Saklıdır | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.