| Gerekeni yapıyor muyuz? |
|
| Pazartesi, 20 Ekim 2008 | ||||
|
Geçenlerde Erkan Bey'in bir
yazısını okuyup çokta hak vermiştim.Yazıda "aşktan başka şeyler içinde
gözünüzden yaş gelmeli insanlık adına" diyordu..Çokta
haklıydı fakat bugünlerde zaten hepimizin
gözü yüreği yas_ş_lı değil mi.. Bugünlerde
yine yeniden etrafımızdaki karanlıklar
daha bir koyu, ve bu karanlık güçlerin bize yaşattığı acılar yaşanan her türlü
olayın anlamını anlamsız kılmıyor mu? Hergün aldığığımız birbirinden acı şehit haberleri yüreklerimizi
yakıyor.Şehit yavrularının şehit analarının şehit yârlarının dinmeyen
gözyaşları taşdelen misali yürekleri delip geçiyor..Bende bugün şehitlerimiz için düşüncelerimi paylaşmayı
düşünürken iki yaşanmışlık okuduğumda bu iki farklı yaşam öyküsüne
misafirliğimi sizlerle paylaşmak daha kolay geldi şehitlerimizin acısının
ağırlığından..
Yoğun bakımdan çıktı adam, işte
en korkuncu da buydu, hem kendi duygularını kontrol edecek hem de altı
yaşındaki uzun kara saçlı, başında dolanan ölüm bulutlarını dağıtmaya
çalışacaktı. Gözlerindeki sönmüş yaşam ışığını yeniden canlandırması
gerekiyordu. Babası ile gözgöze geldiler güzel kızın,
babasının bakışlarında acı, endişe ve korku vardı. Yutkundu adam artık kendisi
olup 'iş'ini yapması gerekiyordu. Karaciğeri tamamen iflas etmiş
kızınızın dedi adam, saatler içinde karaciğer nakli yapılması gerekiyor.
Hastaneden çıktı, hava serindi, yıldızlar serpilmiş gibiydi gökyüzüne, bir
sigara yaktı. Kısa bir süre geçmişti ki cep
telefonu çaldı, telefondaki ses beyin ölümü gelişmiş bir gencin ailesinin
organlarını bağışladığını söylüyordu. Kan grubunu sordu adam yüreği sıkışarak,
uzun kara saçlı kızın kan grubuyla aynıydı. Bu ülkede yaşanan nadir
mucizelerinden biri gerçekleşiyordu. Babanın yanına döndü adam, iki
saat içinde tüm organ nakli ekibi ameliyathanedeydi. Bağışlanan karaciğer ikiye
bölündü, bir kısmı gözlerindeki yaşam ışığı, sönmeye yüz tutmuş uzun kara saçlı
kıza nakledildi. Ameliyat başarılı geçmişti. Adam ameliyattan sonra bir koltuğa
çöktü, sanki bütün dünya omuzlarına çökmüştü, henüz her şey bitmemişti.
Ameliyathanenin kapısında baba bekliyordu, gözlerindeki acının yerini umut
almıştı babanın, ter içindeydi; nasıl geçti diye fısıldadı baba, iyi ama henüz
her şey bitmedi 'ilk adımı attık' dedi adam. Günler geçti uzun kara saçlı kız
önce gözlerini açmaya başladı, sonra tek tük kelimeler... Ve ilk cümlesi
'karnım acıktı' oldu. Adam küçük kızı her gördüğünde aynı cümle beyninde
yankılandı durdu 'Aslolan hayattır', Bir ölümden bir yaşam
çıkarılmıştı. Uzun kara saçlı kızın gözlerinde yaşamın o müthiş ışığı
parlıyordu artık. Adamın gözleri bu ışıktan kamaşıyordu her defasında ama bir
türlü o dizeleri unutamıyordu: Bir çocuk ölüp de çıktığında
gökyüzüne, Ve bir yağmur damlası olup
düştüğünde camlarınıza, Soracaktır hepinize, Yaptınız mı gerekeni? Gerekeni
yaptınız mı!.. Ve hiç aklından çıkmayan bu soruları soruyordu kendisine ve sormak istiyordu herkese adam 'Gerekeni yapıyor muyuz?'Prof.Dr.Alper Demirbaş " Uzun siyah saçlı kız için Aslolan Hayattır"yazısından alıntıdır No. 4 : ben de dursunbeyliyim 4 tane şehide ağlıyorum No. 3 : ben uzakım bi o kadar çok yakınımmkii içim ölüyo bi o kadar rezilimkendime ve dedini biliyom hakkımda denemedimmde cesaret No. 2 : selam afyondan süleyman türküleriniz cokbeyendim ![]() ![]() No. 1 : tanışallım ben afondan süleyman ![]() İzlenme :1252
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||
| Sonraki > |
|---|









